enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhphatayantakyaiskenderunasidersamandağ
PİYASALAR
DOLAR
31,5827
EURO
34,3012
ALTIN
2.146,70
BIST
8.907,65

YOĞUN İLGİ GÖREN ASİ-DER’İN MEMLEKET HAVASINDAKİ GECESİNDE COŞKU YAŞANDI

YOĞUN İLGİ GÖREN ASİ-DER’İN MEMLEKET HAVASINDAKİ GECESİNDE COŞKU YAŞANDI
REKLAM ALANI
15.04.2023 22:27
0
A+
A-

Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği (ASİ-DER) tarafından Ras El Seni Bayramı kutlamaları çerçevesinde düzenlenen gece geniş katılımla coşkulu ve eğelenceli geçti.

Atanmış, seçilmiş ve siyasilerle iş ve sanat dünyasının önemli isimlerinin de yoğun ilgi göstererek katıldığı gece memleket havasında eğlenceli ve keyifli geçti.

ASİ-DER Başkanı Dr. Tevfik Usluoğlu’nun konuklara hoşgeldin sözüyle başlayan ve günün anlam ve önemini belirten etkili konuşmasının ardından dans edip halaylar çekilerek pisti dolduranlar keyifli, eğlenceli ve coşkulu anlar yaşadılar.

Başkan Tevfik Usluoğlu, geceye katılım gösteren konukların isimlerini tek tek sayıp selamlayarak başladğı ve günün anlam ve önemini belirten konuşmasında şunları söyledi:

YAZI ARASI REKLAM ALANI

İnsana insanlık erdemiyle sahip çıkarak, insanlığın ürettiği tüm değerleri sahiplenerek, Ras es- Seni ve Kıddes Bayramlarınızı Kutlarım..!

14 Ocak’ta ( Kanun- i Sani’nin 1. Ve Rumi- Şemsi takvime göre yılın ilk günü- 1444 yılı) kutladığımız Ras es- Seni Bayramı ve 19 Ocak’ta kutladığımız Kıddes ( Rumi- Şems’i takvime göre yılın 6. Günü) bayramıdır. Her iki bayram, Mezopotamya ( Beyt Nahreyn) ve Syrıan/ Assyrıa bölgesinin tamamının bayramı olarak ortaya çıkmıştır. Bu bölge, Basra körfezinden başlayıp, sırtını Zağros dağlarına veren, ordan Torosların eteklerinden Doğu Akdeniz Kıyısı boyunca uzanıp Nil’in derinliklerine inen, bir ismi ile de verimli Hilal yada Hilal el- Hasibi olarak bilinen yer, evrensel tarihin omurgasını teşkil eder.

Bu bölgenin köklü halklarından biri olan ve uygarlık mirasının her aşamasını kültürel dokusunda taşıyan Arap Aleviler, 7 Doruk/ kubbe algısı ile insanlık birimini sahiplenmektedir. Aynı zamanda bu kültürel birikimin taşıyıcısı ve üreticisidirler. Aleviler, Hay’dan gelip Hu’ya gittiklerini kabul ederler. Bu algı, insanın, inancın ve kültürel birikimin belirli bir tarihsel kesitle sınırlandırılamayacağını; tam tersine her dönemin özgünlüğüne bağlı olarak, yeni bir toplumsal sistemin ortaya çıktığını söyleye biliriz. Bu söylemin Sosyolojik teorilerde karşılığı çoktur. Ancak bunu biz burdan toplumsal evrim teorisiyle açıklarsak yerinde olur. Nitekim Alevilerin en önemli şahsiyetlerinden ve Şeyh el- Din olarak kabul edilen Hasibi : ” Akıl süzgecinden geçmeyen hiç bir şey, şer-i olamaz.” demektedir. Meseleye bilimsel verilerle yaklaştığımızda, Hasibi’nin bu yaklaşımı yaşadığı dönem açısından devrim niteliğindedir.
Bu yazdıklarım, hiç bir milliyetçi reflekse kapılmadan, tarihin yeniden tasarlanması gerektiği kanaatimden oluşmaktadır. Bu gelenekselden geleceğe sürdürülebilir bir kimlik tasarımını getirebilecek temel yollardan biridir.

Tarihi yeniden düşünürken, iktidarın tarihinin dışına çıkarak, çok uluslu kapitalizm ve kültürel türdeşleşme ile tüketim kültürünü sorgulayarak, bugünkü uygarlığın ahlaki bunalımlarını da göz önüne almak gerekir. Çöken bir uygarlığın karşısına neyi ve nasıl koyacağımızı düşünmek; yeni kurum ve değerlerin toplumsal evrimle ortaya çıkmasına ve uygarlık birikimini sentezleyerek gelecek toplum tasarısına katkı sunma gayreti içinde olmamızı sağlar. Bu satırlardan sonra tarihsel doğruları tespit edebilmemiz için dört ana temel noktayı derinlemesine araştırmamız gerektiği kanısındayım: 1) Emevi ve Abbasiler dönemi ağırlıklı İslam adına uydurulan hikaye ve tasarıları sorgulamak
2) Alevilerin Yavuz katliam’ı ile yaşadıkları travma ve toplu bir medeniyet kaybı yaşamaları meselesinin sorgulanması
3) 1900’lü yıllarla başlayan ulus yapma projeleri kapsamında ortaya atılan “tarih tezleri” ve etkisi
4) Modernleşme, Post- Modernleşme ve Emperyalizm’in Globalleşmesi ile toplumsal dinamiklere etkisi

Bunun dışında, işçi göçü- kültürel edinim ve kültürel değerlere ulaşıla bilirlik ile siyasetin ideolojik müdahaleleri sonucunda kültürün ve demokrasinin bunalımı ele alınmalıdır..!

Bu sorgulamalar yapılırken, Kültürel üretimin görünümünü artırmak, yaratıcı beyin göçünün önüne geçerek, koordinasyon komiteleri oluşturmak, kültürel ve sözlü tarih çalışmaları ile yereli kayıt altına almak hedeflenmelidir.

Burdan da “demokratik toplum, sürdürüle bilir kimlik ve ekolojik kent hedeflenerek, tarih yeniden harekete geçirilmelidir.

Bu yapılırsa ” bireyden topluma bunalım aşılarak, mutluluk resmî çizile bilir” ve ” Toplum Yeniden Kurulabilir”.

Bu satırlardan sonra konunun özüne dönecek olursak, meselenin özü, Arami- Asuri- Keldani- Arap Halklarında yatar. Tespit edebildiğim kadarıyla herşey Akitu ( Akito) ile başlar. Akitu, 7000 yıl önce Babil’ler tarafından yeniyıl kutlaması olarak ortaya çıkarılmıştır. Nisan’da yeni gün, yeni başlangıç, baharın gelişi, doğanın yeniden dirilişi, karanlığın yerine aydınlığın- bereketin ortaya çıkışı ile anlamlandırılır.

Nitekim Aramice konuşan tüm bölgede bu bayramı ” Tarım/ Zi̇raat bayramı olarak kutlamıştır.

Bugün Süryani Halkı, 1 Nisan’da Akitu Bayramını kutlar. Akitu, İlahın suretinin taşınarak, su kenarında yer alan mabede bu suretin götürülüp orda dini ritüellerin yanısıra, kutlama ve şenliklerin tertip edilmesi anlamına gelmektedir. Bu ritüel, “Akitu sineynem” olarakta bilinir.
Bu kutlama bir boyutuyla Temmuz ( Demmuz) ‘un ölümden yeniden canlandığını ifade eden doğada çiçeklerin ve yeşilliğin tüm insanlığa ferah, bereket ve mutluluk getirmesi adına bir bayram olarakta bilinir.

Bu bayram Fenikeliler’de ” ümmü zülüf ( zülüflü) lakaplı İştar’a adanmıştı. İştar, doğanın anası, bereketin, güzelliğin, doğumun, sabah ve gece yıldızlarının tanrıçasıydı. Suriye’de Alevi toplumunda ” Al Ayn Ümmü Zülüf” ve ” Zülüf Mavlaya” şarkıları hala söylenir.

MÖ. 1450-1195 tarihleri arasında Lazkiye’nin Ras Şımra bölgesinde, bir ticaret kenti olan Ugarit döneminde, ” kuz-li ” şeklinde iki kelimenin kullanımı ve ” İlahın Dönüşü” anlamına gelen bugün bizlerin ” Kuzelle” olarak kullandığımız kelimenin ortaya çıktığı ve bereket tanrısı ” Baal’ın”, kuraklığı yok etmesi adına kutlandığı şeklinde de tarihe geçmiştir.

Suriyeli tarih bilimci Haydar Naise ise, ” kuz- li” kelimesinin Arami dilinde ” yeni başlangıç ” anlamına geldiğini belirtmiştir. Bu iki kelime zamanla evrimleşerek, ” kuzelle/ kuvve- zelle / el kuvve zilliya” olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu şekliyle, mutlak olarak küfrün zelil olması, Hakkın zafer kazanması anlamında kullanılmıştır. Bir başka yaklaşımda, ” kavzele- kavzelet- kizlet- kezzela-kuzellet” şeklinde ve ateşin harlanma anı yada ateşin harlanması anlamında da kullanılmaktadır.

Bu kutlama Roma’nın bölgemizde egemen olması ve Hıristiyanlığın ortaya çıkışıyla yeni bir şekil almıştır.

Romanın bölgeye Julyen ( Rumi- Şemsi ) takvimini dayatması ile kutlamalar Nisan’dan Ocak’a kaymıştır ( MÖ. 100-44 yılları arasında hüküm süren Jul Sezar’tarafından MÖ. 46’da Julyen takvimine geçilmiş ve son halini İmparator Agustus vermiştir.)

Hıristiyanlığın Kadıköy ve İznik konsülleriyle aldığı kararlar kapsamında ortaya çıkan değişikliğe tabi olanlar ” Melkit- Melekit- Kral taraftarı” olarak anıldılar. Bunun dışında kalan Süryaniler, kutlamalarını Nisan’da yapmaya devam ettiler. Rum Ortodokslar ise Ocak’a kutlamalarını taşıdılar. Roma’dan dolayı bahsi geçen takvim Rum’i ( Şark-i) Şems’i takvim olarak anılır.

1564 yılında ise Fransız Kralı’nın kabulü ile 13. Papa Gregory ( 1538-1612) Gregoryen takvimi dayatınca, Hz. İsa’nın doğumunu başlangıç olarak kabul eden takvim ile yılbaşı 1 Ocak’a taşındı. Bugün dünyanın kullandığı takvim ve 31 Aralık kutlaması bu şekilde orta çıkmıştır.

Rumi- Şems’i yılbaşı kutlaması, hala Ortodoks toplumların bir bölümünde kutlanmaktadır. Bu kutlamalar: Kalandar, Calandrier, Kalandarya, Kalanta ( Yunan), Kalantaris ( Rum), Kalandefota ( Pontus) olarak adlandırılmaktadır.
Türkiye’de Sakarya Akyazı, Trabzon Maçka, Yomra ve Çaykara, Rize, Düzce ve Artvin’in kimi bölgelerinde kutlamaktalar. Bu anlamda Karadeniz Halkları geçmişten bu güne bu kutlamayı taşımışlardır. Bu kutlama Abhaz, Rum ve Gürcülerde mevcuttur. 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece çeşitli şenlik ve tarihi ritüellerle bu kutlama gerçekleştirilerek günümüze kadar gelmiştir.

MİLLETVEKİLLERİNDEN RAS EL SENİ KUTLAMASI

Başkan Usluoğlu’nun konuşmasının ardından, İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Hilmi Yarayıcı, kurucu başkan Metin Atlan, İş İnsanı Latif Kara, Bağcılar CHP İlçe Başkanı Av. Murat İrmek birer konuşma yaptıMustafa Kul (Çalışma Sosyal Güvenlik Eski Bakanı), Gökhan Zeybek ( CHP PM üyesi- İstanbul Milletvekili), Serkan Topal ( CHP Hatay Milletvekili) kısa birer konuşma yaparak Ras El Seni Bayramını kutlayarak iyi dileklerde bulunurken Hatay’ın eşsiz güzelliklerinden bahsettiler.

FEDERASYON GENEL BAŞKANI HÜSEYİN YILMAZER’,’DEN RAS EL SENİ KUTLAMASI

Gecede konuşan ve Hatay’ın her dinden ve her mezhepten insanların kardeşçe yaşadığı zenginliğiyle dünyaya örnek oluşturan Medeniyetler şehri olduğunun altını çizerek konuşmaya başlayan Hatay Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Yılmazer, Hatay’ın kültürel, tarihi ve doğal zenginliklerinden, Hatay insanının çalışkanlığı ve kadirşinaslığından bahsederek, birlik, beraberlik ve dayanışmanın öğrneğini yaşamaktan duydukları mutluluk ve heyecanıyla Alevi vatandaşlarımızın Ras El Seni Bayramı‘nı kutlayarak, birlik ve beraberlik içinde sağlıkla nice bayramları birlikte kutlama dileğinde bulundu.

Yerel sanatçıların birbirinden güzel, Arapça-Türçe seslendirdikleri şakrı ve türküleriyle eğelenceli ve keyifli saatler geçiren gecenin katılımcıları ilerleyen saatlerde dernek yönetimi tarafından gerçekleştirilen çekilişle de gecenin talihlileri belirlenerek çeşitli armağanlar verildi.

GECEYE SİYASET VE DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNDEN YOĞUN KATILIM

ASİ-DER’in düzenlediği Memleket Havası’ndaki coşkulu geceye bazı milletvekilleri, eski ve mecut belediye başkanları, dernek başkanları ve sendikacılar katıldılar.

Geceye katıldıklarını belirlediğimiz bazı kişiler ise şöyleydi;

Mustafa Kul (Çalışma Sosyal Güvenlik Eski Bakanı)
Gökhan Zeybek ( CHP PM üyesi- İstanbul Milletvekili)
Serkan Topal ( CHP Hatay Milletvekili)
Arzu Çerkezoğlu Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı( DİSK)
Ali Çerkezoğlu ( 24. dönem tabipler odası eski bşk. yrd)
Hilmi Yarayıcı ( Ses Sanatçısı/ CHP Eski Millet Vekili)
Av. Filiz Akyol Akar ( Tuzla CHP Hukuk Komisyonu- KADER Yetkilisi)
Bağcılar CHP İlçe Başkanı Av. Murat İrmek
Av. Yasemin Gök ( CHP ilçe yönetim kurulu üyesi)
Besim Ünsaldı ( Maltepe Belediyesi CHP Meclis Üyesi)
Erdal Celal Aksoy ( İBB Hukuk danışmanı)
Vedat Kara ( İBB İnanç Masası)
Hıdır Çam ( PSADF YK üyesi- GOP PSAD ve Cem Evi Başkanı)
Dr. Ahmet Bahadırlı ( Bahçelievler Eski Bld. Başkanı) Bereket Toplar ( Emekli Başsavcı Vekili)
Hüseyin Yılmazer ( Hatay Dernekler Fed. Genel Başkanı)
Alparslan Özdemir ( Hatay Der. Fer. Genel Başk. Vekili ve Altınözü Der. Bşk)
Nazmi Kalkar ( Federasyon YK Üyesi)
Mustafa Aydın ( Samandağ Dern, Bşk / Federasyon YK üyesi)
Nasır Yirmi ( Tokaçlı Der. Başk. Federasyon YK)
Asuman Süar ( İskenderun Der Bşk. Federasyon Yk üyesi)
Necmi Yaşar ( Arsuz Derneği Bşk.)
Fatma Pınarbaşı Berkkol ( Federasyon Kadın Kolları Başkanı)
Kadir Sofuoğlu ( Reyhanlı Derneği Bşk. Yrd. ve Reyhanlı derneği yöneticileri)
Beşiktaş Belediyesi Encümen Başkanı ve CHP Meclis Üyesi

Zeynel Emre ( İstanbul Milletvekili ve CHP Parti Meclis Üyesi)
Asi- Der’e Gönül vermiş iş insanları Latif Kara, Adnan Demiz, Semih Rende, Hasan Aygün, Erdal Sahillioğlu, Nevzat Çelik, Nesip Serçe, Hikmet Parlakyıldız, Mete Aydın, Davut Reyhani, Muzaffer Şeb, Kamuran Yaşar.
Asi- Der eski başkanları Metin Atlan, İnan Uçar, Aynur Çiçek, Yılmaz Gezgin
Eski yeni yönetim kurulu üyeleri, asi- der dostları ve aileleri ile yoğun bir katılım mevcuttu.
Gazeteci ve ortadoğu uzmanı Musa Özuğurlu, gazeteci yazar Ferhat Aktaş, Hukukçu ve Ortadoğu uzmanı Wael Almalas
Akademisyenler: Ceren Lord ( oksford- siyaset bilimi)
Philippe Bourmaud (Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Müdürü)
Fatmagül Bourmaud (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Öğr.Gör.Dr.)
ve Aysel Ulus (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Dr. Öğr. Üyesi)

KATILMAYANLAR DA VARDI

Davetlilerin bazıları programlarının dolu olması, bazılarının ise işlerinin yoğunluğunu gerekçe gösterdiler.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da gecenin davetlileri arasındaydı. Ancak İmamoğlu program yoğunluğu nedeniyle katılamadığı öğrenildi.

Katılması beklenen CHP İl Eski Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile programının yoğunluğu ve uçağın rotar yapmasından dolayı gelemediği bildirildi.

CHP Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir ve Mehmet Güzelmansur, Hatay’daki programlarını gerekçe göstererek katılamayacağını yazılı bir mesajla bildirdi.

HATAY MİLLETVEKİLİ VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANININ KATILMAMASI YADIRGANDI

Hatay Milletvekillerinin büyük bir çoğunluğunun böylesine üye çokluğu, aktivitesi ve güçlü olan bir derneğin etkinliğine ilgisiz kalarak eften püften gerekçelerle katılmamaları ise hoş karşılanmadı.

LÜTFÜ SAVAŞ’IN İLGİSİZLİĞİ ÜZÜNTÜ YARATTI

Davet edilmesine ve etkinliğin düzenlendiği gün İstanbul’da olmasına rağmen ASİ-DER gecesine gelmemesi özel kalem görevlisiyle temsil edilmesi ise geceye katılan Hataylı’lar tarafından tepki gördü.

HBB Başkanı Savaş’ın dernek aktivitesine İstanbul’da olmasına rağmen katılmayışı Hataylı’lara ilgisizliği olarak değerlendirilerek üzüntü yarattı.

 

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.